Dönmek – O Tabak Bitti
14 eyl
İşte o tabak bittiğinde ben gitmeye başlamıştım. Milyon gitmelerden milyonda birine. Bu gidiş, hiç dönülmeyecek olan milyonlarcasından biriydi ve milyonlarca gidişin bir tanesi bile gerçekten gitmekle sonuçlanmamıştı.
Hepsinden de kötüsü, o kadar gidiyorum demiştim ki, bir allahın kulu da karşıma dikilip “ulan nerdesin ki nereye gidiyorsun” dememişti.




Gündüzden önceki son karartıydı ve ben hala üşüyordum…Bu üşüme öyle bir üşümeydi ki o yaşanmışlıkların kokusunun bulaştığı yorgan bile yeterli değildi yanlızlığımı ısıtmaya.Gündüzden önceki son karartıydı…Odayı aydınlatan tek şey senin belirmeni beklediğim bilgisayarın ekranıydı. O ekranın yanında,hüzünlü dudaklarımın bıraktığı iziyle üç gün öncesinde içtiğim birikintilerin tadı hala bulunan o seramik kupam yerindeydi. Hareketsiz ve soğuk. Ama hala dudak izi üzerindeydi. İçindeki ekşimsi tadı ve üzerindeki çatlağı da…Tıpkı benim gibi…Gündüzden önceki son karartıydı ve ben aydınlığı bekliyordum…

