,

Suicide Squad Film İncelemesi

Suicide Squad: Gerçek Kötüler film eleştirisi ve film hakkında bilinmesi gerekenler…

Milyonlarca dolar harcanarak oluşturulmuş, oyuncu seçimi büyük bir ciddiyetle yapılmış, tanıtım ve reklamları, zamanında ve mükemmel bir biçimde uygulanmış bir film. Yani beklentiyi tavan yapmak için gerekli olan ne varsa Suicide Squad’ta. Durum böyle olunca insan ister istemez perde önünde hayal kırıklığına uğruyor. Yıllarca akıllara kazınacağını sandığımız, replikleri dillere pelesenk olacağını düşündüğümüz film, aslında bir klişeden ibaretmiş.

Filmin basitliği henüz kurguda başlıyor. Suicide Squad’ın kurulma sebebi Superman’in ölmesi ve bir daha ki sefere gelebilecek olan Superman’in kötü olabilme ihtimali. Daha sonra cadımız ortaya çıkıyor ve ortalığı kasıp kavurmaya başlıyor. Peki bunu ne amaçla yapıyor? Kötümüz hakkında hiç bir fikrimiz yok. Ne yapmaya çalıştığını da anlamış değiliz. Bu kadar kahraman bir araya gelmişken daha gerçekçi bir amaç bizi mutlu ederdi. Filmde beğenmediğimiz bir diğer konu ise kötülerin aslında iyi gösterilmeye çalışılması. Gereksiz baba kız draması, ailesini yok edip pişman olmuş adam romantizmi gibi saçmalıklara aslında hiç gerek yoktu. Kötüleri sevdirmenin tek yolu, karakterin ne kadar orijinal ve psikopat olduğuyla alakalıdır. Bunu hala kavrayamamış olamaları imkansız ama yine de bu gereksiz “özünde iyilik” temasını bize neden kakalamaya çalıştıklarını anlamış değilim.

Filmin belki de en çok eleştirilen yönü, Joker karakterinin filmde oldukça az yer alması. Evet, Joker karakteri oldukça az. Bunu Joker’in çok daha yüksek seviyeli bir düşman olmasına bağlıyoruz. Bu vasıfsız kötüler arasında yer almasını istememiş olabilirler. Ancak anlamadığımız nokta şu: madem böyle bir düşünceniz var neden her fragmanda, her afişte, her tanıtımda sürekli Joker’i gözümüzün içine sokuyorsunuz. Durum böyle olunca insan ister istemez bol Joker’li bir film izleyeceğini sanıyor, dolayısıyla hayal kırıklığına uğruyor. Filmin yönetmeni de gelen bu eleştiriler üzerine film uzunluğunun istenilen kadar olmadığından dem vurmuş. Söylenilene göre Jared Leto’nun en az 10 dakikalık daha rolü varmış ancak bu sahneleri kurguya uygun şekilde kırpmak zorunda kalmışlar.

Filmin eleştiriye açık olan kurgusu son ana kadar peşimizi bırakmıyor. Filmin son sahneleri, savaşın son dakikaları ve düşmanın yok edilişi o kadar klişe şekilde gerçekleşiyor ki sinema koltuğunda uykunuz geliyor.

Gelelim filmin sevdiğimiz yönlerine. İlki tabi ki Margot Robbie. Karakterin çılgınlığı yetmiyormuş gibi kendi güzelliği ve kusursuz oyunculuğunu da filme renk katmış. Hayalimizdeki Harley Quinn’in vücut bulmuş hali desek yalan olmaz sanırım. Filmin diğer bir güzel yönü ise DC’nin biraz olsun karanlık dünyadan çıkıp eğlenceli renkli dünyaya açılması olmuş. Minik minik espriler, kasvetten uzak arkaplanlar filmi daha eğlenceli hale getirmiş.

Kısacası gidilir mi? Gidilir. Eğlendirir mi? Eğlendirir. Mükemmel mi? Hayır.

İçerik Hakkında Ne Düşünüyorsun?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Vizyonda Bu Hafta (12.08.2016)

Vizyonda Bu Hafta (19.08.2016)