yafta arsivleri: ilkokul

Ondan Sonra Noldu?

24 haz


Heh… Sittin sene kadar önce yarım bıraktığım hikayeme şimdi devam edebileceğim. Sabırsızlıkla uzun süredir bu anı pek beklemediğinizi biliyorum. Ama olsun. Sonuçta siteye yazacak birşeyeler eklenmeli dimi?

Eğer önceden okumuş olanlar varsa, ilkokulda diğer devrenin sınıf mevcuduna saç bıyık vs. çizdiğimden bahsetmiştim. Yine bahsettiğim gibi, o günün ertesi okula geldiğimde başıma geleceklerden habersizdim.

[...]

Share on TwitterShare on TumblrSubmit to StumbleUpon

Küçük Anarşik Olmuştum Ben Oysa Ki…

4 tem

küçük anarşikKendimi bildim bileli çizim yapmamdan gayrı bu özelliğim bende takıntı halini almış durumda… Öyle ki bazen an gelir, uyuşturucu komasına girmiş gibi elim kalem arar. Fakat her takıntıda olduğu gibi bu takıntı da başıma bela olabilcek dereceye gelebiliyor. Şu an anlatacağım mevzu, tahmin edeceğinizin aksine, yaptığım bir sanat eserinin verdiği mesaj itibariyle efendime söyleyim bir takım yozlaşmışlıklara veyahutta sistemin çarklarını elinde bulunduranlara değinilmiş, bir takım çevreleri rahatsız etmiş ve bunun üzerine çeşitli tehdit mesajları almış değilim… Keşke öyle olsaymış. Ozaman anlatacağım yaşanmışlığın bir ciddiyeti, bir duruşu olurdu. Derdiniz ki, “Vayy… İşte sanatın ve sanatçının gücü…Sivri kalemiyle insanları avlamış daha o yaşlardan…” Ama dostlarım, maalesef öyle değil. O yüzden Vayy… İşte sanatın ve sanatçının gücü…Sivri kalemiyle insanları avlamış daha o yaşlardan…” değil de “Abi beni de çizseneeeaa…”,”Abi sen bunları hayalinden mi çiziyosun yoksa bakarak mı?…”,”Abi bak trt’de bonus kafalı bi amca var çok güzel resim yapıo, onu izliyomusun?” şeklinde tepkilere maruz kalıyorum. O yüzden anlatacağım yaşanmışlığın bir ciddiyeti, bir duruşu yok. Ama varsın olmasın… Sikmişim ciddiyeti de duruşu da…

[...]

Share on TwitterShare on TumblrSubmit to StumbleUpon

Comic Sans Ms

30 haz

ben bu dünyada kimsenin kimseyi dinlemediğini daha ilkokul dördüncü sınıfta anladım.anladığım günden beri ne tam olarak birilerini dinliyor, ne de birilerine anlatmak istediklerimi tam olarak anlatabiliyorum.

yirmi üç nisan bayramına bir ay kala köyde bulunan okulumun akıllı bıdıklarından biri olarak on kıtalık bir şiir okumaya layık görüldüm.tam bir ay boyunca her okul günü sona erdiğinde öğretmenim beni ve diğer şiir okuyacak arkadaşlarımı Atatürk büstünün önüne alır,sırayla şiirlerimizi okutur öyle eve gönderirdi.bir gün kala artık şiiri su gibi ezberlemiştim.

[...]

Share on TwitterShare on TumblrSubmit to StumbleUpon

Lan deme!

22 sub

Küçük bir çocukken saygıya inanılmaz önem gösterirdim. Sevmediğim uzak akrabamız Arife Abla’nın (zorla elini öptürürdü) çayına suyuna tükürmek dışında kimseye en küçük bir münasebetsizliğim olmamıştır. El bebek gül bebek büyüdükten, belirli bir saatten sonra uyduktan ve yapılacak tek sosyal aktivite benim gibi saksıda yetişmiş arkadaşlarımla çimlerde street fightercılık oynamak olduğundan, belirli zaman aralıklarıyla karşılaştığım “gerçek dünya”ya dair yaşam fonksiyonları beni her daim şok ederek aslında bu dünyaya ait olmadığımı ta o zamanlar yüzüme vurmuştur.

[...]

Share on TwitterShare on TumblrSubmit to StumbleUpon

Ne güzel severdik (ya da böyle aşkın ızdırabını s.eyim)

24 oca

Erkek canlısının içten pazarlıklı hırçın bir tür olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama durum her zaman böyle değildi. Küçükken, yani yaşlar 14-15′e gelene kadar “aşk” en gerçek, en doğal, en saf halini yaşatır bünyede. Kızlarda ise bu ergenlikten sonra başlar. Doğa ana dengesini böyle koruyor, netekim erkek 14-15′inden sonra şerefsizleşmeye başlıyor genelde. Bu olay dengeli bir şey olsaydı, yani erkek ve kadın aynı duyguları, aynı davranışları aynı dönemler sergileseydi ortada büyük bir dengesizlik olurdu, kim kime girmiş, kim kimi sevmiş, aşk manyaklığı sarardı yedi cihanı. [...]

Share on TwitterShare on TumblrSubmit to StumbleUpon