Küçük Anarşik Olmuştum Ben Oysa Ki…
4 tem
Kendimi bildim bileli çizim yapmamdan gayrı bu özelliğim bende takıntı halini almış durumda… Öyle ki bazen an gelir, uyuşturucu komasına girmiş gibi elim kalem arar. Fakat her takıntıda olduğu gibi bu takıntı da başıma bela olabilcek dereceye gelebiliyor. Şu an anlatacağım mevzu, tahmin edeceğinizin aksine, yaptığım bir sanat eserinin verdiği mesaj itibariyle efendime söyleyim bir takım yozlaşmışlıklara veyahutta sistemin çarklarını elinde bulunduranlara değinilmiş, bir takım çevreleri rahatsız etmiş ve bunun üzerine çeşitli tehdit mesajları almış değilim… Keşke öyle olsaymış. Ozaman anlatacağım yaşanmışlığın bir ciddiyeti, bir duruşu olurdu. Derdiniz ki, “Vayy… İşte sanatın ve sanatçının gücü…Sivri kalemiyle insanları avlamış daha o yaşlardan…” Ama dostlarım, maalesef öyle değil. O yüzden Vayy… İşte sanatın ve sanatçının gücü…Sivri kalemiyle insanları avlamış daha o yaşlardan…” değil de “Abi beni de çizseneeeaa…”,”Abi sen bunları hayalinden mi çiziyosun yoksa bakarak mı?…”,”Abi bak trt’de bonus kafalı bi amca var çok güzel resim yapıo, onu izliyomusun?” şeklinde tepkilere maruz kalıyorum. O yüzden anlatacağım yaşanmışlığın bir ciddiyeti, bir duruşu yok. Ama varsın olmasın… Sikmişim ciddiyeti de duruşu da…




Erkek canlısının içten pazarlıklı hırçın bir tür olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama durum her zaman böyle değildi. Küçükken, yani yaşlar 14-15′e gelene kadar “aşk” en gerçek, en doğal, en saf halini yaşatır bünyede. Kızlarda ise bu ergenlikten sonra başlar. Doğa ana dengesini böyle koruyor, netekim erkek 14-15′inden sonra şerefsizleşmeye başlıyor genelde. Bu olay dengeli bir şey olsaydı, yani erkek ve kadın aynı duyguları, aynı davranışları aynı dönemler sergileseydi ortada büyük bir dengesizlik olurdu, kim kime girmiş, kim kimi sevmiş, aşk manyaklığı sarardı yedi cihanı.