,

The Legend of Tarzan / Tarzan Efsanesi Film İncelemesi

Gerçek bir efsane mi yoksa modası geçmiş bir kahraman mı?

Öncelikle film yapımcılarının Tarzan gibi çok bilindik ancak modası geçmiş bir kahramanın hikayesine bu kadar yatırım yapmasını hayretle karşıladığımı söyleyebilirim. Çünkü filmin tanıtımsız, reklamsız sadece yapım maliyeti 180 milyon dolar. “Herkül Efsanesi” kadar dandik bir film olmasa da sonunun ona benzeyeceğini düşünüyorum. Kısacası Tarzan, umulduğu karı elde ettirebilmek için Çin’den alnının akıyla çıkmak zorunda.

Film eleştirisinden önce insanlık eleştirisiyle başlamak istiyorum ve Tarzan hikayesinin ne kadar ırkçılık koktuğunu tekrar tekrar belirtmek istiyorum. Siyah insanların topraklarında beyaz bir insan doğuyor, yine bu topraklarda en güçlü en yetenekli insan o oluyor. Onca siyah insan bir beyazı kahraman ilan ediyor ve onu lider olarak seçiyor. Oldukça ilginç… Filmde “bakın biz ırkçı değiliz” mesajını verme çabası taktire şayandı ( siyahilerle kurulan dostluk bağı, önemli biri gibi gösterilen ama filmdeki tek rolü Tarzan’ın arkasından koşmak olan George Washington vs.) ancak bu, hikayenin temiz olduğunu göstermiyor.

Filmde Tarzan ve Jane’in elçi tarafından düzenlenen bir tuzağa çekilmesini izliyoruz. Orijinal hikayede Tarzan ve Jane, şehir ve insan yaşantısına dayanamadıkları için tekrar ormanlarına dönüyorlar ve mutlu mesut yaşıyorlar ancak filmde Tarzan’ımız o kıyafetler içinde oldukça mutlu görünüyor. Öyle ki Jane’e her defasında “bizim yuvamız burası” demekten geri kalmıyor. Açıkçası bu şehirli Tarzan benim çok hoşuma gitmedi. 1 saat 50 dakikayı aynı mimikle bitiren Tarzan’ın eşini de aynı sebepten tebrik ediyoruz. Film boyunca esir düşen Margot Robbie, ne korkuya kapılıyor ne de telaşlanıyor. Her gün kaçırılıyormuş da her gün Tarzan onu kurtarıyormuş gibi kendinden emin bir tavrı var. Güzelliğinin hakkını verelim ancak sanırım yapımcılar, Çin piyasasına girememe korkusuyla kadınsılık ve cinsellik yönünü birazcık kısmışlar. Kısacası başrollerimizi pek beğenmediğimi söylemeliyim.

Filmin kurgusuna gelecek olursak başlangıç aşaması oldukça güzeldi. Yeniden ormana dönüş, yerlilerle yeniden kaynaşma ve Jane’in kaçırılması… Ancak sonrası, araya sokulan gereksiz detaylar dışında ışık hızıyla ilerliyor. Tarzan’ın tek başına ilerlemesi, ondan intikam almak isteyen ki olayın başlamasına sebep olan adamın (Captain Rom’a elmas vaadeden kabile şefi) hemen insafa gelmesi, Tarzan’ın binlerce bufaloyu bulup şehri yerle bir etmesi, gemide Rom’u öldürmesi ve kapanış. Her şey o kadar detaysız şekilde ilerliyor ki ağzımız açık kalıyor.

Yine de doğa içinde olmak, eskimeye yüz tutmuş bir hikayeyi yeniden görmüş olmak, görsel efektlerin gerçekçiliğinin artışına şahit olmak bizi heyecanlandırmadı değil. Beklentinin yüksek tutulmadığında keyifle izlenebilecek bir macera…

İçerik Hakkında Ne Düşünüyorsun?

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Distopya Türünden Hoşlananların İzlemesi Gereken Filmler

1 Milyar Dolardan Fazla Hasılat Yapan 26 Film